мαωιѕн
Stajer Moderatör
Üye Bilgileri
Mesajlar: 184
Nerden:Antalya
Grup: Stajer Moderatör
Katılım: Oct 2008
Konu Sayısı: 94
Online Gücü: 2
Cinsiyet: 
Durum:
Ruh Halim:
Takımın:

Müzik Tarzlarım Slow
Rap
Pop

Seviye: 12
Enerji: 290 / 290
Kudret: 61 / 214
Deneyim: 61%
|
Coğrafya da Başlıca Öğretim İlkeleri
Öğretimin amaçlarına ulaşması, bu faaliyette uyulacak tutarlı ve geçerli bazı ilkeler uygulanmasına bağlıdır. Bu ilkeler şunlardır:
1. Öğrenene Görelik İlkesi ve Coğrafya
2. Yakından Uzağa İlkesi ve Coğrafya
3. Bilinenden Bilinmeyene İlkesi ve Coğrafya
4. Somuttan Soyuta İlkesi ve Coğrafya
5. Açıklık İlkesi ve Coğrafya
6. Aktivite İlkesi ve Coğrafya
7. Bütünlük İlkesi ve Coğrafya
8. Güncellik İlkesi ve Coğrafya
1. Öğrenene Görelik İlkesi ve Coğrafya: Bu ilkenin amacı, öğrenciye sunulacak bilgiler, öğretimde kullanılacak araçlar, uygulanacak öğretim metot ve tekniklerinin öğrencinin fiziksel, zihinsel ve sosyal düzeyi ile bir paralellik göstermesini sağlamaktır.
Öğrenene görelik ilkesi Amerikalı pedagog John Dewey (1859-1952) tarafından eğitim-öğretime kazandırılmıştır. Ona göre eğitimin amacı, çocuğun yaşantısına direkt olarak yardımcı olmaktır. Bu nedenle de okul, küçük bir laboratuar örneği olmalı ve toplumdan bir kesit haline getirilmelidir.
Gerçekten de, eğitim-öğretimin odak noktası öğrencidir. Diğerleri bu faaliyetin yardımcı elemanlarıdır. Dewey’in görüşleri, bugün de geniş bir uygulama gücüne sahiptir ve teoriden pratiğe geçmiştir.
Bu ilkeye ters düşen uygulanışını bir örnekle açıklayalım:
Lise sınıflarının coğrafya eğitimi konuları arasında, kayaçlar da mutlaka öğretilmesi gereken bir konudur. Ancak bu ilmin başlıbaşına bir jeoloji disiplini (petrografi ilmi) olduğunun dikkate alınması ve lise öğrencisinin seviyesinin üstünde bilgiler vermemesi gerekir. Oysa, orta öğretimimizde bu konu ile ilgili olarak verilen bilgiler, coğrafya bölümü öğrencilerine verilen bilgiler kadar ayrıntılı tablolara dökülmüştür. Bu tablolar, öğrenene görelik ilkesi ile çelişmektedir.
2. Yakından Uzağa İlkesi ve Coğrafya: Öğrenen, içinde bulunduğu, ilgi kurduğu nesnel olayları, daha rahat ve kolay algılar, yani öğrenir.
Öğrenme olayının oluşması öncelikle bir komünikasyon süreci (İng. Communation= bağlantı, irtibat, haberleşme...=iletişim süreci)’dir. İletişim sürecinin oluşması, yani, eğitimin birey üzerinde birtakım fikir, bilgi, tutum, duygu ve beceri değişiklikleri meydana getirebilmesi, yakın çevredeki nesne ve olaylarla öğrenen arasında ilgi kurularak daha kolay sağlanabilir. Bu nedenle öğretimde, yakın çevre olayları ile yeterli düzeyde ilgi kurmadan uzak çevre olaylarına geçilmemelidir.
Örneğin okul yönetim organizasyonu ve işleyiş şeklini kavratmadan, öğrenciye devletin yönetim organizasyonunu öğretmek sağlıklı bir yaklaşım değildir. Aynı şekilde, şayet ülke yönetim organizasyonu öğretilmek isteniyorsa, öncelikle mahalle, şehir ve il yönetim organizasyonu öğretilmelidir.
Kuşkusuz bu ilke öğrencinin sosyal ve kültürel düzeyine göre, değişik şekillerde uygulanır. Örneğin lise öğrencilerine mahalleyi muhtarlık örgütünün yönettiği anlatmanın çok fazla pratik yararı yoktur.
Ancak bu ilkenin coğrafya öğretiminde çok yararlı olacağı kuşkusuzdur. Bunu bir örnekle açıklayalım:
Erozyonun, Türkiye için köklü bir sorun olduğunu kavratırken, yakın çevredeki örneklere dikkati çekmek sorunun algılanması bakımından büyük yararlar sağlar. Çevrede erozyon sonucu aşınmış ve toprak örtüsü yitirilmiş bir sahaya dikkatleri çekmek, olayın nasıl oluştuğu ve geliştiğini, nasıl bir sonuç ortaya çıkardığını ve ne gibi zararlara yol açtığını etkili bir şekilde tasvir etmek, sorunun önemini anlamayı büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Bu tür bir örnek yoksa, yağışlı havalarda çevredeki dere ve çayların sularının niçin bulandığına dikkatleri çekerek, öğrencilerde soruna ilişkin kalıcı imajlar uyandırılabilir.
3. Bilinenden Bilinmeye İlkesi ve Coğrafya: Öğretimde bu ilke, temel bilgiler veya temel terimler ilkesi şeklinde de düzenlenebilir.
Öğretimde bilgiler, daha önce bilinen bilgiler üzerinde temellendirilir. Ancak bu deyim, kuşkusuz değişik eğitim-öğretim basamaklarına göre, çok farklı anlamlar ifade eder. Örneğin okul öncesi eğitim basamağı veya ilköğretim birinci sınıf öğrencisinin okula başladığı ilk günlerdeki matematik temel bilgileri genellikle bir elma bir elma daha kaç eder) problemini çözecek düzeyi aşmamıştır. Bununla birlikte, lise ikinci sınıf öğrencilerine fonksiyonlar konusunu öğretirken, bu sınıfın konu ile direkt ilgili olan temel matematik bilgisi, üstlü ve köklü işlemler ve benzerleridir.
Bu ilke öğretimin en önemli ilkesidir. Çünkü bütün bilimler için geçerlidir ve ülkemizdeki öğretim basamakları arası geçişlerde büyük sorunlar yaratmaktadır. Örneğin ilk ve orta öğretimde toplam 11 yıl Türkçe dersleri okutulan ve dersleri Türkçe okuyan üniversite öğrencilerine, 1982’den başlanarak üniversitede tekrar Türkçe okutulması sorunun boyutlarını daha iyi göstermektedir.
Temel kavramları kazandırmadan, öğrenciye daha ayrıntılı ve zor bilgileri öğretmek mümkün değildir. Öğretilseler bile kalıcı olmazlar. Bu nedenle öğretici rolünü üstlenmiş olan eğitimci, öğretmek üzere ele aldığı her konuda, öncelikle bu konuya esas oluşturacak daha alt sınıflardaki temel bilgilerin, yeterince öğrenilip öğrenilmediği kontrol ederek esas öğretim konusuna geçmelidir.
Sıcaklık, nem ve yağışlar, basınç ve rüzgârlar gibi temel klimatik bilgileri kazanmamış bir öğrenciye, iklim tiplerini öğretmek mümkün olmadığı gibi, iklim tipi ve tarım faaliyetleri, iklim tipi ve akarsular, iklim tipi ve ormanların dağılımı gibi bilimsel entegrasyonların eseri olan sonuçları öğretmek de büyük ölçüde güçleşir. Çünkü öğrenci, bu olaylar arasındaki korelatif ilişkileri kuramaz.
4. Somuttan Soyuta İlkesi ve Coğrafya: Varlığı beş duyu yoluyla algılanıp anlaşılan olaylar somut, akıl yürütme veya hayal gücünü zorlayarak öğrenebilecek olaylar ise soyut olaylardır. Örneğin kalem ve akıl gibi.
Ancak, bir nesnenin çeşitli özelliklerine ilişkin kavranması gereken bilgileri, bütünü ile somut veya bütünü ile soyut olmayabilir. Örneğin toprak terimi az çok somut bir terimdir. Ancak toprak örtüsünün katları içindeki organik ve inorganik maddeler, toprağın bilimsel özellikleri hakkında bilgisi olmayan veya sınırlı olan bireyler için soyut bilgilerdir. Yine bu örnekte olduğu gibi taş terimi, belli bir yaştan sonra her yaş düzeyindeki birey için somut bir terim gibi gözükürse de, bileşiminde cevherler bulunduğu ve bunların tenörü yüksekse metalik maden adı altında işletilebilecekleri gibi bilgiler, birçok birey ve hatta öğrenciler için bile soyut bilgilerdir.
|
|